Müzik Tarihi Üzerine - Antik Dönem İlk Çağ
- İrem Gül

- 2 Şub
- 2 dakikada okunur

Günümüz insanının -Homo Sapiens- geçmişi yaklaşık 200 bin sene öncesine dayanır. Bunun ne kadarında müzik sanatının var olduğu ise kesin olarak bilinememektedir. Ne yazık ki Müzik dediğimiz kavram yapısı gereği günümüze kaynak bırakabilecek en kısıtlı sanat dallarından biri sayılabilir.
Müziğe dair en eski bulgu 40 bin sene öncesine ait olduğu tespit edilen üzerinde delikler olan bir kemiktir. İlkel bir flüt olduğu da söylenebilir.
İlkçağ tarihinde yaygın görüş, birçok buluş ve bilginin doğu medeniyetlerinde ortaya çıkması ve bu birikimin batıya taşınarak sistematik hale getirilmesidir.
Büyük İskender'in seferleri ile bilginler filozoflar ve tarihçiler, orduyla birlikte doğuya yolculuk yaptılar. Böylece doğunun kültürel ve bilimsel zenginliklerini batılılar geliştirmiş oldu. Örneğin Platon'un müzik ve ahlak üzerine olan düşüncelerinin benzerini yüz yılı aşkın bir süre önce Konfüçyus'ta görürüz.
Celal Şengör'ün bu konuyla ilgili sözlerine de aktarmış olalım.
''Doğuda kişisel özgürlük yok. Doğu icat ediyor fakat devamını getirmiyor, geliştirmiyor. Batı ise 'Ben bu keşfi başka bir yerde kullanabilir miyim?' diye düşünüyor. Örneğin Thales'in geometri mısırlılardan öğrenmesi. Ya da 19. yüzyılda Henry Ford'un buhar makinesinden yola çıkarak arabayı icat etmesi..."
Doğu ile batının etkileşime girmesinde ve doğudaki bilgi birikiminin batıya aktarılmasında çok önemli bir dönem vardır: Helenistik dönem.
Bu dönemin sonu Roma İmparatorluğu'nun bu bölgelerdeki krallıkları fethetmesi ile sonlanmıştır. Helenistik dönem, Büyük İskender'in ölümüyle başlar Roma'nın Mısır'ı işgal etmesiyle sonlanır.
Doğudaki birikimlerden söz etmişken, Antik Hint medeniyetlerinden söz etmek gerekir. Bu medeniyette dini öğretilerin yer aldığı kitaba Veda, Bu kitap dizisi içerisinde müzik ile alakalı bilgilerin ve ilahilerin yer aldığı cilde ise Samaveda adı verilir.
Toplam 4 Veda vardır.
Rigveda: İlahilerden oluşur, tanrılara övgü içerir.
Samaveda: Rigveda'daki bazı ilahilerin müzikle biçimleridir melodik olarak söylenmeleri için düzenlenmiştir.
Yajurveda: Kurban törenlerinde kullanılan dua ve ritüel formüllerini içerir.
Atharvaveda: Büyü, dua, halk inançları ve günlük yaşamla ilgili metinler barındırır.
Antik Hint müziğinde Rāga ve Tāla müziğin iki temel kavramıdır. Biri melodi düzenini Diğeri ise ritmik düzeni belirler.
Rāga kelime olarak renk Duygu veya ruh hali anlamına da gelir. Her rāga, günün belli bir zamanı veya mevsim ile ilişkilendirilir. Her müziğin belli bir zamanda dinlenmesi gerektiğini yoksa ruhun zarar görebileceği inancı vardır. Konfüçyüs ve ardından Platon'un da benzer görüşleri vardır.
Sokrates ve öğrencisi olan Platon müziği ahlakla ilişkilendirmiştir. Bu filozoflara göre müzik insanlığın ruh gelişimi için oldukça etkilidir. Platon'a göre insanı dinlediği müzik iyi olmazsa onun ahlakını ve yaşayışını olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı modlar yani kabaca ses dizilerinin insan ruhunu kötü yola sevk edeceğini iddia etmiştir.
Bu düşünce ileride semavi dinler içerisinde yer alan müzik tartışmalarında da görülecektir.
Pisagor ise 3 türlü müzikten bahseder.
Bunlar; Musica mundana, Musica Humana ve musica İnstrumentalis'tir.
Musica Mundana, gezegenlerin bir uyum içerisinde dönmesi ve bu küreler dönerken ortaya çıkan sesin adıdır.
Musica Humana, insan bedeninin iç yapısından kaynaklanan müzik oluşan seslerin bütünüdür. Örneğin kan dolaşımı, sinir sistemi, nabız, karın guruldaması gibi.
Musica İnstrumentalis ise çalgı veya insan sesi ile yapılmış müzik anlamına gelir.
Bu düşünceye göre Eğer insanın bir aracıyla yapmış olduğu müzik bedeninin iç yapısından kaynaklanan müzik ile uyumlu olmazsa onun sağlığını dahi bozabilir.
Bir sonraki yazımızda Ortaçağ dönemine giriş yapıyor olacağız. Yine kısaca dönemi etkileyen düşünürlerden ve çalışmalarından bahsedip Hristiyan litürjisinin etkisiyle yaklaşık bin yıl süren bu dönemin genel hatlarını konuşacağız. O zamana kadar, hoşça kalın

Gerçekten bilgilendirici bir çalışma olmuş tebrikler